2 Aralık 2017 Cumartesi

HAKSIZ MIYIM, SÖYLE

Adamakıllı incinmiş, belli. Yüzü karara, sesi tıslaya onu çileden çıkaran davranışa saydı döktü.

Savcı suç isnadında gerekçe olarak başvuracağı yasa kitabını açıp altını çize çize okur gibi dayanak aldığı normları bir solukta sıraladı. Terbiye. Arkadaşlık. Dostluk.

Haklıydı işte! Ona ters davranan ise haksız.

Yetmiyor, yüreği bir türlü soğumuyordu. Yaralanan kalbiydi, o aklına sığınıyor, genel geçerli saydığı, öyle olmasına gereksindiği kuralları kılıç ve kalkan ederek iyileşmeye çalışıyordu ama olmuyordu tabii. Elin kanarken gidip ayağını sararsan kanama durur mu?

Aslında yerine oturmadığını içten içe bildiği haklılık iddiasında yandaş arıyordu.

Benim de yüzlerce defa yaptığım.

Birden fazla kişi karanlıktan daha mı az korkar?

Müttefik yerine sana sunabileceğimin daha iyisini sunayım ister misin? Böyle karşında otururken apaçık görüneni geri yansıtmamı?

Gerçi başka birine, birilerine karşı aynı fikirde, bitişik olmanın sıcaklığını, güvenini, doyumunu vermez (dedikodu da bundan beslenmiyor mu; birini orta tabağına yatırıp kendimizi haklılığın, doğruluğun, sağduyunun, dirayetin hakiki temsilcileri görerek şehvetle kesip biçmiyor, ruhsal yamyamlık yapmıyor muyuz?) ama uzun vadede işine daha çok yarayabilir belki.

Boş ver dayanaklarını, hak iddiasını. İncindin, o kadar. Duygunu kat kat çaputtan soy, çıplak kalsın, öyle bil. Karşıdan beklediğin dikkatle, ilgiyle yaklaş hissine, sar sarmala. Hiçbir yandaşın, haklılık onayının ulaşamadığı bir derinlikten dokun, gereğini yap.

Göreceksin, o zaman kanama şıp diye kesiliyor. Ne yandaşa gerek kalıyor ne karşındakilerin sana beklediğin gibi davranmasına.

Karşındakine gelince, senaryosunda en fazla ikincil bir kişiden ibaretsin –kimse kimsenin senaryosunda baş rolü, filminde yönetmenliği o kişinin kendisinden alamaz. Kafalarımızın içinde elişi alemlerimizde yaşayıp gidiyoruz işte. Şu her köşeye sıkıştığımızda “normlar, doğrular, kurallar, medeniyet!” diye sarıldığımız fikirler insana davranışını hepsi hepsi üzerindeki baskıdan kurtulma (karşıdakinin dırdırını kesmek ya da tezahürü kurtarmak) isteğiyle zoraki değiştirtiyor. Bir davranış zoraki ne kadar değişebilirse artık. Haklılık iddiasında olanın mahcup etme, suçluluk hissettirme tehdidi altında.

Yani aslına bakarsan düpedüz zorbalık.


Haklı mısın haksız mı, bilemem ama tepkin, hak talebin ne senin ne kimsenin işine yarar, yüreğini ısıtır, aklını keskinleştirir bir adıma dönüşüyor.



Bu sabah gün canhıraş bir çığlık gibi doğdu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder