13 Aralık 2017 Çarşamba

ÇAMAŞIR MAKİNESİ

Baştan beri bir şeyleri eksik, yani 25 yıldır. Bu da algımda onu.. yaşayan bir varlık haline getiriyor.

Komşu, geldiğimi çamaşır makinesinin sesinden anladığını söylediğinde sonraki ilk çalıştırmamda kulak verdim. Tamam, yeni makineler daha sessiz olabilir ama bu garibinki de o kadar fena değil derken demin çeviriyi bırakıp banyoya koştum. Onu yerine sabitleyen parçaların eksiğiyle en sonunda, iş sıkmaya geldiğinde bazen nasıl çıldırdığını unutmuşum. Yerinden kurtulmuş, kendini bir klozete, bir banyo dolabına vurmakta, yalnız alt kattakini değil, bütün apartman komşularını, belki yandakileri bile ayağa kaldıracak kıyameti koparmaktaydı. Bu kez çalışmaya başladığında repertuarına Çin malı teneke bir kanarya ötüşü misali lastik seslerinin de katıldığını işitip keyiflenmiştim ama şimdi zangırtıları iniltilere, onlar takırtılara karışıyor, tutulduğu sinir krizi perde perde tırmanıyordu. Bütün ağırlığımı iki elime vererek abandım. Sağa sola yalpalaması kesildi ama canhıraş takırtı sürüyordu. Titreşimleri kolumdan omuzlarıma yükseliyor, gövdemi de kendine katan makinenin sarsıntıları oradan belime iniyordu. Bir ara bu şekilde abanmanın ıstırabını arttırdığını fark ettim, önemli olan verdiğim güç değil, ellerimi nereye hangi açıyla dayadığımdı. Gazı bir türlü çıkmayan bebeği göğsüne nasıl yerleştireceğini buluvermek gibi. 
Birden yatıştı, cehennemi homurtular çıkarmaz oldu. (Almaşık, kompleks sesleri, ses bileşimleriyle bu makinenin kulak terbiyemde önemli bir yeri var.) Artık uysal, hırıl hırıldı. Ve dayanılmaz komik!. O döndükçe ben kıkır kıkır gülüyordum. Çılgın bir dans tutturmuş gidiyoruz işte böyle.

Bir de at gitsin, bak yeniler ne ucuza diyorlar.


Beni etim kemiğim aklım ruhumla an’a getiren böyle bir makine daha nerden bulurum?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder