29 Aralık 2022 Perşembe

IŞIK, ÇÜNKÜ

Işık hızla dönüştüğü anlar beni büyüleyerek içine çekiyorsa belki de varolmanın özünü böylesine derinden hissettirerek gösterdiği içindir; değişimi.

Beliren, ortaya çıkan her şey an be an değişir diyerek bunu gözler önüne seriyor. Bak işte şurada bir ağaç. İzle. Işık nasıl da dalga dalga onun üzerinde yoğunlaşıyor. Onu biricik bir varlık olarak gösteriyor. Işıl ışıl. Tazeliğinde eşsiz. Aşık olunası. Tamam, artık dorukta. Şimdi sahne ışığının üzerinden kayışını seyret. Yorgun argın eve dönülen bir gala gecesi çıkarılıp atılan bir giysi gibi. Geride sönük, gölgelere karışan bir ağaç imgesi bırakıp zirveye taşımak üzere yeni gözdesine yönelişini. Çerçeveyi dolduranların bir biri, bir diğerini böylece parlatıp söndüre hepsiyle birlikte yerini karanlığa bırakarak başka karanlıkları aydınlatmaya gidişini.

Etrafımıza ördüğümüz dört duvarların, ayaklarımızın altına inançlarımız, kanaatlerimiz, düşüncelerimiz, saplantılarımızla döşediğimiz zeminlerin sabit tuttuğu somut (tek parça ve üç aşağı beş yukarı değişmez) varlıklar olduğumuz hissinden ne kadar farklı onun anlattıkları. Dili bizim dillerimizin tersine yanlış anlamaya ne kadar kapalı.

Değişim. Sadece bu. Ağaç da, sen de, o da, her şey gibi sürekli değişerek birbirinin tertibine gire çıka dönüşen, evrilen, belirip yok olan anlardan ibaret.

İşte bunu fısıldıyor ışık gözlerime tatlı tatlı.



Sabah çayımla televizyonda

28 Aralık 2022 Çarşamba

IŞIĞIN ALACALI TATLARI

Gündoğumu ve batımında karışık dondurma yalar gibi ışığı seyrediyorum.

Gökteki ışıkçının fırçası çeşitli. Rüzgar varlığı ya da yokluğuyla resmi fırtınalı bir yağlıboya ile dingin bir suluboya arasında gezdiriyor.

Bugün hava çok durgundu. Deniz pürüzsüz bir ayna gibi belirdi -güneşin gözü kamaştıran top gibi vuruşu, çelik mavisi yüzeyde arkalarında akkordan izler bırakan takalar- öylece de alacakaranlığa karışıyor. Gök bulutsuz. Gün boyu sahne onundu. Ayrım gözetmeden aydınlatan ışığıyla düş gücünü değil, gözü doyuruyordu.

Değişim akşamüzeri geldiğinde ışıktan dondurmama yine uzandım. Deniz hâlâ göl gibi, bu kez farklı titreyişlerin oluşturduğu yamalar, geçen tek tük teknenin izleri sarılı kızıllı alacalı.

Güneş batıdaki tepelerin ufkuna yaklaşır, değişim tatlandıkça tatlanıp hızlanırken ışıkla birlikte renkleri gözlerim kadar kulaklarımla da yaladım. Esaslı bir diyalogdu çünkü. Düet. Oyun denizden perde perde çekildi, ışık iki tepe arasındaki vadiye düşerken bize bakan yamaçta puslu bir boz-kahverengi aydınlığa geriledi. Sözünü bitirene kadar gözümü ayırmadım.

Sonra müthiş bir konserden çıkar gibi kalkıp işime döndüm.

9 Aralık 2022 Cuma

YERDEN YERE

Altı ayı güneyde, dört haftayı da yollarda geçirdikten sonra eve -evlerden birine- döndüm. Kapıyla birlikte burnumu da açtım; iyi havalanmış, kokusu uçmuş, herhangi bir şey kokmuyordu. Akmamış, küf tutmamış. Tozlu ama temiz beklemiş.



Pencereden görünen coşkun şenliğe ilk bakışta anlam veremediğim balkon ise ayrı bir telden çalıyordu. Giderken budadığım begonvil serpilmiş, gürleşen dallarını içeri, yukarı, dört bir yana uzatmış, uzayan dallar kıvrılıp balkonu dolaşırken silme çiçek açmış. Zaptı rapta gelmeyen yaşam gücü pür neşe. Doğa bu kadarcık zamanda kendine ait olanı geri almaya koyulmuş.

Ertesi günden başlayıp kokumun silindiği bu yerde düzen kurmaya giriştim. Balkonu budayıp yerini kaplayan çam iğneleriyle torbalar doldurdum. Temizliğe ufaktan kollarımı sıvadım.

Her yerin kendi rutini oluştukça neyi nerede nasıl yaptığını unutuyor insan. Bir yerde kurduğu düzen, başkasında silinip gidiyor, oradan taşınılmış bir ev gibi oluyor. Eşyadan, duvarlardaki çerçevelerden geriye işgal ettiklerinin hayaleti ile boşluk kalmış bir ev gibi.

Ama değerini yaşadıkça daha çok bilir olduğum bir boşluk bu. Yeni yere yeniden yerleşmezden önceki havada kalmışlık, hayatın ta kendisi muamelesi yaptığımız rutinin aslında ne olduğunu hissettiriyor.



Aslolan ne, ayrıntı ne, kısa bir süreliğine alabildiğine berraklaşıyor. Doğa sahipsiz kalan balkonu nasıl begonville geri alıyorsa, dağılan alışkanlıklar arasındaki boşluktan süzülerek sana da sürekliliğin nerede olduğunu fısıldıyor.

Rutinin ötesinde olanı.