24 Kasım 2020 Salı

KIRILDI BİLE

Bu tecrit zamanı eşin dostun varlığını izleri, anılarıyla yaşar, içimi ısıtırken hayattaki müttefiklerim yalınlaşıyor, belirginleşiyor.

Şu sıra stoacılarla pek içli dışlıyım. Minimalist felsefe diye bir şey varsa onlarınki. Pratik ama hiç sığ değil. Faydalı ama faydacı da değil. Deneyimsel.

Arzusu hilafına imparator edilmiş Marcus Aurelius, köle feylezof Epictetus.. Sadece devasa zorluklara, çözmekle mükellef oldukları karmaşıklığa göğüs germemiş, gücün, statünün tuzaklarına karşı da ruhlarını güçlendirmişler. Sağduyuları, gözlem güçleri, akılları, vicdanları asıl dayanakları olmuş.

Her güne bir stoa düşüncesi kitabından (The Daily Stoic: 366 Meditations on Wisdom, Perseverance and the Art of Living) takvimin o gününe denk gelen düşünce ile yorumunu okuyorum. Bir yandan da elimde okuduğum her kitabı hayattaki o anıma denk düşmüş Budist Joseph Goldstein’dan İçgörü Deneyimi (The Experience of Insight) var. Stoacılar ve Budistler.. Farklı yerlerden gelip öyle noktalarda birleşiyorlar ki bazen neyi hangisinden işittiğimi ayırmak için durup düşünmem gerekiyor.

*

Zen ustalarından biri, çok değer verdiği çay kaselerini “Kırıldı bile” diye eline alır, kullanır, konuklarına sunarmış. Doğasında kırılmak olan bir şeyle böylece değerini bilerek ama işi bağımlılığa vardırmadan ilişkilenmek.

Kırıldı bile!

Hayat, nesneler, biz. Süreksizlik alnımızın yazısıysa neden sonsuzmuşuz gibi yaşarız ki? Ömrünün sonuna gelenle duyduğumuz acı, bir de bu yanılsamanın, bağımlılığın sekteye uğramasıyla katmerlenmiyor mu?

*

“İçiniz bir şeyin kaybıyla cız ettiğinde ona bir parçanızmış gibi değil de kırılabilir bir cam gibi bakın; yitip gittiğinde bunu hatırlar, allak bullak olmazsınız. Aynı şekilde, çocuğunuzu, kardeşinizi arkadaşınızı kucakladığınızda bu tecrübeye bütün arzularınızı yüklemeyin, arzularınızdan geri durun. Tıpkı zafer kazanmış generallerin arkasında durup ölümlü olduklarını hatırlatanlar gibi siz de değer verdiklerinizin size ait olmadığını, sonsuza dek değil, şimdilik bağışlandığını kendinize hatırlatın.” -Epictetus (Muzaffer komutanların kulağına ölümlü olduklarının fısıldanması bir Roma geleneği imiş.) 

21 Kasım 2020 Cumartesi

KASIM’IN PARLAK YÜZÜ


Babamın, tadına sonradan varıp benimsediğim bir alışkanlığı daha. Bastonlu yürüyüş. Bir adım benden, bir tane ondan. Benimkiler sessiz, o tıkır tıkır. Yokuşlarda işimi kolaylaştırması bir yana, sadık bir köpek gibi yoldaşım oldu. Bir konuşmamız eksik. Sesi, hissi yanım sıra, yürüyor yürüyoruz.






Bugün Gölköy’e indik. Bahçeler arasından sahile. Benim köyden bile tenha, neredeyse kimsesiz. İskeleler sökülmüş, denizi dinleye dinleye ta uca kadar gittik. Kumlara batonum, gevrek tahin helvaya çatal batar gibi bata çıka.






Hava iki gündür surat asmamış gibi. Ağzı kulaklarında, hani biraz daha ışıldasa altın dişleriyle çalım satıyor diyeceğim.



Gölgeler serince, güneşteyse ince ceket bile handiyse fazla.

Güneş tepe noktasından tepe noktama nur yağdırıyor. Denizin sesi, kokusu, sükunet.

Kasım parlak yüzünü göstermiş, az gittik, uz gittik batonumla.

15 Kasım 2020 Pazar

KALİMBA

Kalimbam beni kapıda karşıladı. Kargo paketini kapıp yukarı çıktım. Açıp uyuyan bebeği için titreyerek beşiğinden kaldırır gibi kalimbayı kutudan çıkardım. Evet, sesi peşine düştüğüm gibiydi. Yalın, duru, su akışı, hava hafifliğinde. 17 tuşlu. Ad koymadım sesi yeter. İçim hop etti.



Kutuyu boşalttım (egzersiz yüksüğü, şekerleme ile bir fincanlık hazır kahve -ne hoş bir ek; sazın bu sınıftan olacağı düşüncesi- ve akort çekici. Akıllı şeyler çağında ne piyano, diyapazon ne de mutlak kulak gerek; telefona bir akort programı bulup bakırcı çırağı gibi tuşları çekiçle tizleştire pesleştire kıvama oldukça yakın getirdim.

Dalıp gitmiş, altın saati alacakaranlığa teslim törenini unutmuşum, kafamı kaldırdığımda hava kararmıştı.

Musescore’dan kalimbaya uyarlanmış parçalar, gamlar indirdim. Youtube’da başlangıç dersleri seyrettim.


Flüte başladığım tonda değil, daha farklı, sakin, ağırbaşlı, ağırca yürekli bir yeni arkadaşlığın kapısını böylece açtım.

Ruh ısıtsın, gıda ve merhem olsun.

https://soundcloud.com/sedatoksoy/kalimba