12 Nisan 2024 Cuma

KONUŞAN BAĞIRSAKLAR

 Ben kanser teşhisi konduğunda bile dağılmadım, dedi, bakışı masmavi, dimdik.

“Hatta adını ilk ben koydum. Doktor onu da nerden çıkarıyorsun, dedi. E burda bir yumru var ve ağrıyor. Başka şey de çıkmadı! Sonunda adı konduğunda ağlamadığıma şaşırdı. Ağlayayım mı istiyorsunuz dedim. Bir şey değiştirecekse, beni iyileştirecekse hayhay! Hastaları payladığım da çok olmuştur. Ne bu halin derim, bak bana, iki kere nüksetti, iki büyük ameliyat geçirdim. Bir çaresi bulunuyor ya ilaç ya ameliyat -gerçi hiçbiri işe yaramasa eh, bu da kaderimmiş derdim” diye omuzlarını silkti.

“Ağlamak şöyle dursun, kahkahayı patlattığım, hala hatırladıkça güldüğüm şeyler oldu. Kızım ameliyat videosunu almış. Bana da göster dedim. Tereddüt etti. Göster göster! dedim. İşte karnımı açıyorlar filan. Sonra bağırsakları dışarı alıyorlar, işte böyle kıvıl kıvıl, askılara asıyorlar.” Güldü. “Gülünmeyecek gibi değil! O bağırsaklar asıldıkları yerde kımıl kımıl ve bir geveze! Cikcik, gacır gucur, ötüp duruyorlar. Soluk almadan birbirleriyle konuşuyorlar! Kim bilir neler anlatıyorlar?”

1 Nisan 2024 Pazartesi

KAYDIRAKTA

Bir çocuk bahçesi kaydırağı. Ucuna birer karış arayla bir karış yüksekliğinde 4 demir çubuk çakılmış. Kaydırakta çocuk bedenli bir adam, kayması çubuklarla engellenmiş. Yanında oturuyorum. Belediye hoparlörlerinden adamın alkolik olduğu etraftaki dağınık kalabalığa, kayma sırasını bekleyenlere bildirilmiş. Ona bakıyorum. Kafatası.. saydam! Anlat bana, diyor, öyle tepeden değil, kafam nasıl çalışıyor, onu anlat! Beynini görmek için yaklaşıyorum ama saçları bu saydam kürenin içinde, hiçbir şey anlaşılmıyor.