1 Mayıs 2020 Cuma

SESSİZCE


Yönelimim seyretmek değil, okumak. Kurgu, kurgu dışı (bu ikisini hep birbirine katık ederek), kitaba kendimi vermek kadar toparlayıcı, dengeleyici, doyurucu az şey var. Çünkü oyalanmayı değil, bunları istiyorum. Zamanı öldürmeyi değil, ışıldatmayı. Kaçmayı değil, bulmayı. İyi sinema da iş görür ama sürekli olan yine de okumak.



Ve kendi müziğimle uğraşmak, küçük flütümü orasından burasından işlemek.

Ve müzik ama daha az.

Asıl, en dibine daldığımda, ona karıştığımda Sessizlik.

Bütün savruluşların, şunu değil de bunu istemelerin, Olan’a tepkilerin, çatışma ve gürültünün son bulduğu/olmadığı hal.

Fırtınaların gözü.

Bu inzivada eğer kulak verir, işitir, çekimini duyarsan derin bir tefekkür potansiyeli var.

İnzivayı zorunlu olmaktan çıkarıp gönüllü yapan da o.

Virüsün bir armağanı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder