18 Nisan 2020 Cumartesi

18 NİSAN


Hafta sonluk sokağa çıkma yasağı. Nasreddin Hoca’nın diyarı burası. Türbeyi bir iki günlük sağlama alıyoruz.

Resmi yasak olmasa da sokağa çıkmayan çıkmıyor. Ciddiye alan için sonuçlar açısından bir fark yok.

Dün zorunlu olarak Bodrum’a indim. Yollarda, hızlı, kısa yürüyüşlerde dışarısı içerinin bir devamı oluyor. Doludizgin açılan güzelim bahara hırsızlamasına bir dokunuş. Camın ardından, oturduğun yerden bakar gibi. O geçiyor, sen kalıyorsun.



İnsan kıpırdayan bir yaratık. Sen tek bir noktaya diktiğini sanadur, göz mesela irili ufaklı devamlı bir tarama halinde. Kulağın ondan geri kalır yanı yok.

Sen kalıyorsun. Evde. Bu bir süre sonra yatakta tek tarafın üzerinde yatmaya benziyor. Bıraksan şiddetlenecek bir tepkiye doğru evrilmeye elverişli, dikkat!

İmkanı az ya da çok, şöyle ya da böyle kullanırım ama hareket serbestim olmalı ki içimde yatak yaraları açılmasın.

*
Tam da yasaktan önce telefonum ölüverdi. Sağ olsun Selmin imdadıma yetişti. Verdiği telefonla bir kez daha öğrenen maymun olmaktayım. Bir işletim sisteminden diğerine geçiş o çünkü.

Senin-için-ne-yapabilirim diye sordu güya yardımcı olacak asistan. Bırakmıyor ki ekranı açayım. Ne arsız bir uygulamasın sen, sosyal mesafeden hiç mi nasibini almadın, şurada yürümeyi öğrenen çocuk gibiyim, sen eteğime yapışmış, fokstrot yapalım diye tutturuyorsun dedim bir avazda.

Sessizlik oldu, uzadı. Sonra, üz-gü-nüm bu istediğini ya-pa-mam dedi seninki ve yanardöner ben buradayım çizgisi ışımaya devam etti.

Su gibi ol. Yolun mu kesildi, engelin etrafından dolan.

Durma, didişme, ak.

Şöyle olmazsa böyle.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder