11 Ağustos 2015 Salı

REAKTÖR

Bir sabah bir uyanmışın ki yatarken başucuna bıraktığın şeylerin (yaşına göre telefonun, saatin, okuduğun kitap, yazmakta olduğun not, takma dişlerin vs / nirengilerin) sırası değişmiş. Konumu. Önemi. Birbirleriyle ilişkisi. Mevcuda yeni şeyler eklenirken bazıları da çıkmış. Ufak tefek değişiklikler belki. Oradan buradan. Belli belirsiz. Ama bütüne düşen ışığı farklılaştırmaya yetmiş. Taş gibi yerinde, hep öyle olacak sandığın algın şimdi değişik bir ışık altında. Üzerindeki ağırlığı da aynı değil. Kaymış ve sana belirli bir şekilde bildiklerine yeniden baktırıyor.

Neler görürdün? Görüyorsun?

İlki, hayata ve kendine ardından baktığın güçlü filtrelerden birinin ne menem bir şey olduğu. Üzerindeki yükün kalkması (işlevine ihtiyacın azalması) ile artık onunla değil, ona bakabiliyorsun. Bu da esaslı bir değişiklik. Düşüncelerinin, inançlarının tanrı kelamı statüsünden çıkması, zorlayıcılıklarını kaybetmesi demek. Kendini artık düşündüklerin, bakış açın ve hislerinle özdeş görmüyorsun. Dolayısıyla hayat da bunlarla bildiğinle sınırlı olmaktan kurtuluyor.

Filtre gözünde değil, şimdi kenarda. Eline alıp evirmeye ve çevirmeye koyuluyorsun. Ne kadar kalın! Bulanık da. Nice esintinin tozu birikmiş. Yavaş yavaş kirlenmesine alıştığın için temizlemenin aklına gelmediği matlaşmış bir gözlük gibi.

Tek delikli bir kalbur veya. Hayatı, çevreyi, insanları kafana, ihtiyaçlarına, yargılarına göre eleyen, yegane deliği duruma göre genişleyip daralsa da hep aynı biçimde işleyen bir kalbur.

Tepkiyle.

Sağa sola şap diye yapıştırdığın etiketlerin arkasında, buz gibi soğuktan fokur fokur kaynamaya uzanan geniş bir yelpazedeki tepkilerle. Küçümseme, azımsama, hor görme, yok bilme, can sıkıntısı, antipati, tedirgin olma, ürküntü, sinme, eziklik, kızgınlık, öfke, nefret.

Tanrım! Gün boyu haldır haldır çalışıp geceleri rüyalarına bile sızan berbat teknolojili tam bir reaktör.

*
Çalışmasıyla özdeşleşmen zayıfladığında kapısına kilit mi vuruluyor? Gelecekte nasıl olur bilemem ama hayır. Ama giderek pençesi ve çarpıtıcılığı gevşiyor. Gevşedikçe de tepki duysan bile onunla daha az harekete geçiyorsun. Kendine yönelik (bu reaktör hem içe hem dışa çalıştığına göre) hükmünü de kaybediyor.

Bir sabah uyandığında bir de bakıyorsun, reaktörün kumanda odasına zincirli değilsin artık.


Nefesin hafifliyor, derinleşiyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder