30 Eylül 2022 Cuma

İÇİ SENİ DIŞI BENİ

Biriyle bir derdin olduğunda bunu onunla konuş. Bunun yerine ona kapanıp dert ortağına açıldığında üç şey oluyor.

Sorunun olduğu kişiyi nesneleştiriyorsun. Seni doğrulayacak insanla bir olup kafanın (insan zihninin) gerçeklikten uzaklaştıkça bereketlenen üretkenliğiyle nedenler, sonuçlar, açıklamalar uyduruyor, kaygı-korku ve itme yaratıyorsun. Ve söz konusu kişiyi dert ortağınla ilişkini pekiştirmede tutkal olarak kullanıyor, birinden uzaklaştıkça diğerine daha da tutunuyorsun.

İnsan buna kendisi yaptığında değil (o vakit baldan tatlı olabiliyor), kendine yapıldığında uyanıyor.

Olsun varsın, uyansın da.

Birinin arkasından konuşmanın oluşturduğu kurgular kendini aldatmanın en zehirli meyvelerinden.

Biriyle derdin olduğunda ona açıl. Açılamıyorsan teselliyi üçüncü kişilerde arama. Kendine bir bak. Neyi nasıl dert gördüğüne. Tepkine. Tepkini ifade ediş ya da edemeyişine. Fünyeyi orada buluyorsun.

Karşındaki şöyleymiş böyleymiş, ikincil. Önemli olan bunun sende neyle nasıl birleşip iltihap ya da patlamaya yol açtığı.

Bunu da sana hiçbir dert ortağının sırtını sıvazlaması gösteremiyor.

25 Eylül 2022 Pazar

KEDİLER ALEMİNDE

Beni böylesine yekpare alıp götürmeleri hastalandığımda başladı. Başka hiçbir şeye halim yoktu. Yataktan kalktığımda verandada oturuyor, onları seyrediyordum. Maskaralıklarıyla eğlenirken çekimleri derinleşti.



Ensiz bahçe duvarına bu sanki su yatağıymış, yayılabilecekleri en konforlu şeymiş gibi, onu kah döşek kah yastık ederek uzanmaları. Bahçede seçtikleri yerler. Adını kedi çukuru koyduğum ufak çöküntü (pusu kurmak ve gözlerden uzak uyuklamak için ideal). Mazıların altı. Verandanın orası burası.

Bedenlerinin neredeyse eriyik bir hale geldiği sonsuz gevşeme ile lazer keskinliğinde dikkat, teyakkuz arasında bir andan ötekine gidip gelişleri.



Konsantrasyonları! Bölünmemiş bir odaklanma. Kulaklarını, gözlerini, bunlarla beraber (500 tane olduğu aklımda kalmış) kaslarını mikro hareketlerle andan ana ayarlarken gözlerden kaybolmalarını sağlayan heykelleşme.

Onları tek tek seyretmekten hiç sıkılmazken bir de kendi aralarındaki iletişim. İnceliklerine yavaş yavaş vardığım sinyalleri, birbirlerini tartış, ittifak ve rekabetler.



Bahçenin müdavimleri feleğin çemberinden geçmemiş birkaç aylık yavrular. Ardına kadar açık yusyuvarlak bakışlarındaki henüz sadece soru ve hayret.

Oyunları! Salıncak ettikleri asma. Mazıların yere değen dallarını arkasına geçip ani hücum ve duruşlarla kedi hayaletleri gibi kımıldatışları. Açıktaki kovalamaca ve güreşler. Kukla tiyatrosu!

Yeni anne olmuş sefil kedi Kırpık ile başladığım bu yılki beslenme desteği o kaybolduğunda başka bir ana kediyle devam etti. Benekli. Yiyeceğini savunmuyor, başkaları geldiğinde geri çekiliyordu. Seçip ayrım gözetmeye devam ettim. Hoşuma giden ve yaşam iradesi zayıf olanları. Ama böyle seçilmiş her biri ortadan kayboldu. Sonuncusu, gözü pek ama mama konusunda aldırışsız Latte idi. Bir deri bir kemik. Bir sabah bahçe duvarında karnını açarak okşayan elimin altına yayıldı. Sonmuş. Bir daha görünmedi.



Kardeşi, çizilmiş kadar düzgün, uzun tüyleriyle İspanyol soylularının fırfırlı yakalarını andıran beyaz göğüslü, beyaz maskeli suratıyla Felix yabaniydi -zaten seçtiğim de değildi. Latte’nin yerini çabucak aldı. Geldi, gönlümün ortasına kıvrıldı.

Şimdi birbirimize bayılıyoruz. İyi huylu bir oğlan, yumuşak, meraklı, oyuncu. Sabah tayınında ona birkaç dakika avans vererek diğerlerini (tekir, kara ve “Battaniye”) uzak tutuyor, sonra, buyrun, servis avama da açıldı diyorum. Öğrendiler. Sabah sabah bir tek Felix ayağıma dolanıyor, diğerleri efendice sıralarını bekliyor.



Uzlaşabildiğimiz de bundan ibaret. Onlar kedi, ben insan.

Ama bol bir entari gibi kendimden sıyrılıp seyirlerine daldığımda onlar kadar tek parça, bölünmemiş olmanın derin doyumunu sunuyor kediler alemi.

15 Eylül 2022 Perşembe

SEN KENDİNE BAK

Haşemalıya hiç öyle (medeni kabulün diplerinden) burun kıvırma.

Saçını sarıya boyayan kadından ne farkı var?

“Açık” tarzını başka bir tanrının emri bilenlerden?

Senden?

Herkesin yanılsaması kendine.

Ve yanılsamalarımızda eşitiz

      dedim kendime.

12 Eylül 2022 Pazartesi

YANGILI ZİHİN

Yangı güzel bir terim. Yerini dolduruyor. İçindeki ateş ile enflamasyona denk bir karşılık.

Tanımı:

“Canlı dokunun her türlü canlı, cansız yabancı etkene veya içsel/dışsal doku hasarına verdiği sellüler (hücresel), humoral (sıvısal) ve vasküler (damarsal) bir seri vital yanıttır. İnflamasyon normalde patolojik bir durum olmasına karşın, inflamatuar reaksiyon fizyolojik olarak vücudun gösterdiği bir tepkidir.

Yangılı/tepkisel zihin.

Karşı karşıya olduğu durum boyunu aştığında kendi haline bırakılmış zihin ya boyun eğiyor ya da başa çıkamadığı bir isyanla yangılı bir hale gelmeye başlıyor. Güçsüzlük, hayal kırıklığı, engellenmişlik, öfke ya da bunların bir kısmı/hepsinin değişken bir kokteyliyle tepkiselliği bileniyor. Katılaşıyor. Katarakt gibi görüşüne, bakışına iniyor.

Her şeyin kendince özeti olan iki üç çizgilik karikatürlere indirgediği tiplemelerini artık gerçeğin ta kendisi biliyor.

Bunlara dokunulmasına tıpkı iltihaplı bir doku gibi tepki gösteriyor. Durup bir daha bakma çağrılarını, fısıltılarını kestirip atıyor.

Yangılı zihin, acısını çektiği güdüklüğün, tıkanmışlığın mevcuttan ziyade kendi tepkiselliği olduğuna uyanamıyor.

*

Belirtilerini biliyorum. Haklılığıma, hissimin “doğru algıya” dayandığına inanç. Patladı patlayacak bir infial. Keskin bir burun kıvırma eşliğinde gelen (“Şuna bir bak da sen söyle; haksız mıyım?!”) kiniklik. Dünyaya cepte hazır yaftalar ardından bakış.

Düzeltmeye hiç kalkışmıyorum. İçinden ıslah edilecek bir durum değil bu.

En fazla tepkinin fişini çekip yola devam edebilirim.

Dikkatimi sivriltmediğim şey kendiliğinden sönüyor. Neyse ki bunu öğrendim de yangılı zihin kendi kendini körükleyerek beni eskisi gibi (kadar) olmadık yerlere sürüklemiyor.

11 Eylül 2022 Pazar

EVCİLİK

Hayat evcilik oyunu gibi (ya da Monopoly). Kraliyet örneği, sembolden ibaret kalmış bir kurumla bu ne kadar çıplaklaşıyor.

Şimdi ben kraliçeyim, sen de başbakan, tamam mı?


10 Eylül 2022 Cumartesi

BEDEN DEDİĞİN

Ha ha, evet! dediğim bir yorum. Mealen:

Gereklerini yerine getirin, iyi kullanın ama aşırı endişeyle, ölüm korkusuyla fazla da ciddiye almayın. Nedir ki beden? Alt tarafı yeniden dönüştürülmüş, vakti geldiğinde bir kez daha dönüştürülecek bir malzeme.

8 Eylül 2022 Perşembe

CAN VE MAL

Gün esaslı bir poyrazla başladı. Sert, kuru, kavurucu. Öğleye doğru da birbiri ardına uçaklar, helikopterler geçmeye. Eyvah! demeye kalmadı, karşı tepenin başında koyu dumanlı bir bulut belirdi. Ateşi görünmeyen bir duman. Ama uçaklar o tarafa dönmek yerine yollarına devam ediyorlardı.

Birkaç saat içinde dumanlı bulut çoğalarak yer değiştirdi. Sırtımızı verdiğimiz tepeleri kapladı. Koyulaştıkça koyulaşmış, güneşi kıpkızıl, meşum bakışlı bir horoz gözüne çevirmişlerdi. Toz halinde tek tük dökülen küller artık yağıyordu. Dağın arkasından alevler fışkırdı fışkıracak.



Güvenliğe sordum. Akkuyu yakınlarında başlamış, hızla yayılıyor, poyrazla bu tarafa geliyormuş.

Denize gidenler, dönenler ilgilerini çoktan kaybetmiş, kızıl çipil güneş ile çevreleyen cehennem bulutları yerine kendilerinin, birbirlerinin fotoğrafını çekmeye geri dönmüş.



O taraftan gelen bir toptancıya sorduk. Tepelerin yandığını, yangının yamaca yönelip yolu geçecek gibi görünmediğini söyledi. “Yerleşim de yok oralarda.”

O halde mesele de mi yok?

Bu sabah poyraz sürüyordu ama gök açıktı. Ne kadar yeni olduğu anlaşılmayan bir internet haberinde yetkilinin “Tahliyeleri yaptık, yangın kuzeydoğuya doğru ilerliyor, onun da gereği yapılacak ancak çok şükür ki can ve mal kaybımız yok” beyanını okudum.

Her yerdeki külleri süpürürken yetkilinin kendine güvenli, hoşnut sırıtışı gözümde canlandı.

Can’dan kasıt, üstünlük, biriciklik vehmedilen insan. Kayda ancak geçim kaynağı ise geçebilen diğer mahluk da onun malı.



Küller arasındaki kavruk çam iğneleriyle önüme yuvarlanan yanık kuştüyü parçalarıysa bambaşka bir hikaye anlatıyor.

5 Eylül 2022 Pazartesi

ENSTANTANE

Yol kenarına bırakılmış bir arabanın yanından geçiyordum. Bir kaza artığı. Gözüm kaportasından çökmüş tavanına, oradan da bitişiğindeki adam ve eline kaydı. Genç bir kargaya uzatıyordu. Kötürüm arabanın tepesinde kalmış, belli ki uçamıyor. Yanında bir kap su. Adam (genççeydi oysa) sabırla avcundaki yumuşatılmış ekmeği uzatıyor, hayvana konuşarak güvenini kazanmaya çalışıyordu. Karganın parlak, sabit gözü. Üçüncü denemesinde geri çekilmedi. Dördüncüde ekmeği bu merhametli insanın avcundan alacağını kestirerek yoluma devam ettim.

4 Eylül 2022 Pazar

-MELİ -MALI

“Koşullarını bilemeyiz. Kimseyi eleştirmemeli!” dedi.

“O vakit eleştireni de eleştirmemeli” dedim.

*

Sabırsız olduğum için bana tahammül edemiyor, sabredemiyordu.

Ne farkı vardı benden?

Tepkiselliğine tepkisel isem benim ondan?


2 Eylül 2022 Cuma

AÇI

Komşu çaya çağırdı.



Bizim verandadan ruhuma yağmur ormanı gibi gelen bahçemiz onun verandasından gözüme ne kadar da ufak, fukara göründü.