26 Şubat 2020 Çarşamba

KIYAMET


Öyle rastgele bir yerden almadım, ne de ucuza.

Ama nesnelere özenle davranan benim elimde bile kullanımdan kullanıma kötüledi.

Daha ikinci seferdi, baktım çantasının ucu yırtılmış.

Bunu orada burada, bazen durduğu yerde yerinden çıkıveren tekeri izledi. Şimdi gözüm üstünde ki yol yakınken döneyim, yuvarlandığı yerden bulup toplayayım.

En berbat özelliğe ise baştan sahipmiş, sonradan anladım: Lastiği az tutulmuş tekerleriyle boşken ortalığı ayağa kaldıran gürültüsü!

Pazarların en civcivli anlarında bile bağıra çağıra malına davet eden satıcılardan bir köşede uyuklayan sokak köpeklerine, arabasındaki yavrucaklardan bastonlu ninelere, sayesinde önüme serilen bir dikkat geçidinden yüksek topuklarıyla kırmızı halıyı çalımla adımlayan sinema yıldızı gibi geçiyorum.

İşin tuhafı, alıştım. Pazaryerlerine bir napalm bombası gibi düşmekten zevk bile alıyorum.

Zaten şanı patates-soğan alana dek. Biraz ağırlaşıp zemine daha sıkı bastıkça tekeri oraya buraya fırlasa bile sesi azalıyor.

Şunu atsana, dedi bir arkadaşım. Kusurlu doğmuş bebeğine laf edilen bir ana gibi sapına yapıştım.

Kusurlarıyla kişileşen pazar arabama.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder