14 Mayıs 2019 Salı

GÜNEYDE


Bizimle gelecek son eşyayı da ince ince paketledi Selil. Perdeleri arkamızdan çekip çıktık. Felix’i yükleyip bir yola daha koyulduk. Bozkırlıktan çıkmış İç Anadolu’yu mevsimlik yemyeşiliyle bu kez Toroslardan geçip güneye indik. Yazlığa. Babamın gönlünü verdiği, 35 yılının çoğunu geçirdiği, belki de burasıyla uzamış ömrü kandil gibi sönüp gittiğinde sevgisiyle birlikte bize kalan yere.



Boğazım Göksu vadisinden düğümlenmeye başladı.

Burası buram buram babam. Sonuna kadar sürdürdüğü yürüyüşlerde ayağının basmadığı karış kalmış mıdır? Deniziyle rahatladı, havasında şifa buldu. Sessizliğinde hayatın, evrenin sırlarına açıldı. Kimsesizliğinde kendi yalnızlığının yankılanmasına kulak verdi. Okudu, ekti, hasat etti, yazdı, güldü, tefekkürlere daldı. Yazına, kışına, güzüne, baharına, en sıcak, en tatlı hallerinden rüzgarı, fırtınasıyla yaman vahşetine her yüzüne tanık oldu.

35 yıl! Uçurum kenarı daracık bir bozuk kızıl toprak yolun ucundaki sapalığıyla anca aklına iyice koymuşları çektiği en tenha zamanlarından Türkiye’nin değişimine paralel gittiği, arabanın paspas kadar yaygınlaştığı tüket-at devrinde her şey gibi doluşulup tüketildiği, kirletilip çiğnendiği bugünlere.

Kitle nereye savrulursa savrulsun, babam için burası el üstünde, gönül gözündeki yerini hep korudu.

*
Eşyamızı indirdik. Emaneti devraldık. Bazı şeye hiç dokunmadan nesneleri ayıkladık. Özü seninle, eski kapları sal gitsin. Mekanı yeniden düzenledik.

İlk yürüyüşün her adımı içime verdi. Ağır bir bayrak teslimi. Çünkü çok yoğun. Çünkü çok yüklü. Çünkü dünyevi acılıklar babamı toprağa verişimle birlikte uçup gitmiş de geriye yalnız gücünün anca bilincine vardığım bağ kalmış, o da varlığımı yeninden yakalamış, babamın yokluğuna çeker gibi.

Selil’in ilk işi, badana sırasında indirdikleri hanımelini budayıp kaldırdığı gibi yerine bağlamak oldu. Annem sever diye babam o köşeye dikmiş. Annem şöyle bir sevdi. İçten ama kısa. Şehir insanıydı o. Yani benim öbür yarım.



Yavaş yavaş, hissede yoklaya kendi düzenlerimizi kuruyoruz. Yılın birkaç ayında nasıl en rahat edeceksek. Birlikte ve ayrı ayrı. Babamın odasına ben geçtim. Nota sehpasını panjurlu dar pencerenin önüne kurdum. Flütlerimi rafa dizdim. Bir iki kitabımı kitapların arasına yerleştirirken günlüğüne gitti elim. Son notu geçen 16 Ekim’den. “2018’i 2019’a bağlayan gece bir sürpriz olabilir” diye yazmış.

Sürprizini bir ay erken yaptı. Bize dünya kadar şey bıraktı. Dünya kadar da şey götürdü.

Yoklukla varlığı harmanlamak artık bize kalmış.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder