15 Mayıs 2010 Cumartesi

PEKİ YA..?

“Bunu yaşamam gerekiyormuş.”

Ne sık işitilir oldu çarşafa sarmış tecrübelerin ardından bu düstur.

Koşullar ters düştüğünden, ahmaklığımdan (ya da hadi, aklım daha iyisine yetmediğinden) demek yerine kaybı-gecikmeyi pamuklar içine yatırarak telafi etmek. Dayandığı varsayım:

Öğrenmemiz, kemale ermemiz için tam da bize göre tasarlanmış bir derslik/hayatta olduğumuz. Başımıza ne gelirse bir amaçlılıktan geldiği, boşa olmadığı. Önden ve hep bizim hayrımıza tasarlanmış bir dünyada rasgele olmayan ömürler sürdüğümüz.

Ne hoş. Yumuşacık. Tatlı kokulu bir merhem.

Peki ya bizi bu kadar gözetip seven, sadece iyiliğimizi isteyen bir tasarım filan yoksa ortada?

Şu bizim “derslik,” öyle ya da böyle idare edebildiğimiz koşulların karmaşa-düzen arasında gidip gelen dalgalanmalarından ibaretse?

Verili anlam diye bir şey yoksa; “anlam” dediğimiz sadece insana, onun kaos ve kaygıyla baş etme ihtiyacına özgü bir şeyse? Ve bizim bir zahmet onu kendi ellerimizle dokumamız gerekiyorsa?

Bizim için-bize göre tasarlanmış bir evren/hayat tasavvuruyla yaptığımız da bundan öte bir şey değilse?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder