5 Mayıs 2010 Çarşamba

CHET BAKER


Hayatla, zamanla ilişkimi nefesli bir sazın sesine çevirseydim nasıl bir şey çıkardı ortaya?

Tempom soluk alıp verişimle uyum içinde olur muydu?

Yoksa nefesimle cümlelerim (yapıp ettiklerim, hissedişim) ayrı düşer, kesik kopuk mu olurdu?

Şurada yığılmış, üst üste gelenler birbirini bulandırır, karartırken hemen berilerinde anlamsız, rahatsız boşluklar mı oluşurdu?

Tek bir soluğun içinde nefesin sınırlarını hiç zorlamadan oyunsu, ışıklı, çabasızsa akıp gider miydi yoksa hareketim?

Trompeti bana, ruhuma yaklaştıran Chet Baker, cümleleri nefese (yaşam temposuna) döşemenin öyle bir ilhamını veriyor ki.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder