15 Haziran 2017 Perşembe

KIRIK

Parçalı yüzeyler hep ilgimi çekti. Işığı, görüntüyü kırarak katmanlandıran yüzeyler. Kırık camlar, aynalar, dalgalı metal satıhlar.

İçimde derinlerde bir şeylere oldum olası dokundu bunlar, görünenin ötesine geç dürtüsüne; kır, parçala onu ki tutsak edici etkisi tuz buz olsun diyene.

Komşunun hızla harabeleşen evinin mezbelelik çatısı bugünlerde uğrak yerim. Kenarından aşağıdaki boş beton çiçeklikte doğmuş kedi yavrularına bakıyorum. Paslı (diğer bir tutkulu ilgi konusu) su deposunun altındaki cam kırıkları da bir kez daha bu vesileyle dikkatimi çekti. Gün doğumunda ne hale geliyorlar öyle! Yarı alev alev yarı buz gibi. 






Avına yaklaşan bir kedi gibi usul usul ilerledim. 




İlk gün bir kamerayla ters ışıkta. 



Ertesi gün diğerini de oyuna katıp açı değiştirerek heybeme birkaç kare attım, karnı doymuş mutlu kedinin kırmızı dili yerine ruhumla yalanarak aşağı inip bu kırık fotograflarını ekran başında daha da kesip biçip yoğurmaya oturdum.














Hiç yorum yok:

Yorum Gönder