28 Mart 2017 Salı

28 MART

Bir yıl önce bugün sigarayı bıraktım.


Kendimi geçen zamanın hesabını tutarak çekimine geri kapılmaktan koruma girişimi değil bu, sadece damdan düşercesine oluvermesini gülümseyerek ve de şükranla andığım bir gün.

Yaşadığın gerçekliğin doğruluğundan kuşku duymamak için onunla çelişen diğerlerini, öncekileri ayaklar altına alma (sigara içtiğim zamanı yerden yere çalma) ihtiyacı da değil. Alışkanlığın vaatlerinin yaldızı patır patır dökülüp kendinden ibaret kaldığında yeterince tuhaf, itici, üzüntü/acıma uyandırıcı.

Bütün bağımlılıklar gibi bir dopamin vaadi. Devam et, tekrarla, mutlu ol. Oysa kötü sevgili gibi; ödülün sevgilinin varlığı olduğunu sanıyorsun. Halbuki yokluğunun kendi yarattığı sıkıntısından bir kez daha kurtulmaktan ibaret. Doğurduğu zorlanımla, bu sıkıntıyı aştığında seni asıl mutlu edecek yokluğundan koruyor.

Sigarayı bırakırsam nefesim kesilecek gibi gelirdi. Öyle olmadığı belli ama insanı takıldığı yerde tutan, başta bu takıntıyı yaratan us dışılık zaten.

Kedinin kokusunu aldığı anda kaçacak delik gerekiyordu içimdeki fareye. Sigara o delikti. Önüne en enti püfünden en irisine bir engel mi çıktı, yak bir sigara, tüy deliğine. Bırakalı ne getirirse getirsin anda kalma becerim güçlendi. Tamam, elbette tek başına sigarasızlık sayesinde değil, yine de kaçacak delikleri kapamanın bunda epey bir rolü var.

Zamanı yapılandıran bir iskelet, tempo tutucu, işaretleyiciydi. Noktalama işaretleri gibi. Sonu getirilen, ara verilen şeylerin, sevincin, isyanın, soruların, havada asılı kalışların nişanı. İskeleti gittiğinde zaman başta yığıldı, biçimsizleşti, temposu şaştı. İnsan boşluğun kalıcı olmayışına güvenebilir; bir yapının çözülmesi başkalarına yol veriyor. Aklım bir sonraki kaçışta yaşamadığımda zaman, serin yere konan bal kıvamına geliyor; yoğun. Orası burasından bölünmeksizin müthiş bereketli. Doyurucu. Asıl o vakit doyurucu. Kaldığın, zırt pırt kaçmadığında. (Kendimi nelerden mahrum bıraktığımı sayıp dökmekten bıkmayan ekran bağımlılarına hayatla, zamanla ilişkide ellerindekinin de sigaradan farklı olmadığını söylüyorum ama nafile tabii.)

Sigara kaçış olduğu kadar dönüp kaçışına araç olduğu her şeyle kucaklaşmaya dair derin bir arzuydu da. Ciğerlerime inen dumanın sarmalayıcılığı.. Somutlaşmak, fizikselleşmek.

Aracılar, ikamelerle vakit kaybetmemek, konunun özünden uzaklara savrulmamak için bağımlılık haline getirdiklerime sormayı öğrendim: Sen neyin yerine geçiyorsun? Neyin temsilisin? İhtiyacı doğrudan nasıl karşılarım?


Köklü bir değişime atılırken bel bağlayabileceklerinden biri de her şeyin kendi momentumunu yaratması. Sigaranın sigarayı çektiği gibi sigarasızlık da sigarasızlığı, havanın hava olarak saflığına geri dönüşünü çekiyor. 28 Mart’ta çekimi sıkıntısına ağır basıveren bu yola adım attım.

2 yorum:

  1. Son derece doğru, tamamen haklısın, hepsine katılıyorum ve tebrikler!

    YanıtlaSil
  2. nice nice 28 martlara...

    YanıtlaSil