9 Temmuz 2015 Perşembe

BEŞİKTAŞ

Bu kedide kendime güveni, hayvan karşısındaki konumlanışımı (efendi elbette benim!) sarsan bir şey var. Dik, delici, yeşil, otoriter bakışını karşılamaya çalışırken nereden tanıştığımızı soruyorum. Bu hayatta değil. Başkalarında ve başka biçimlerde. Bir hükümdar ile yakın çalışanı en uygun düşeni. Efendi o. Belki Asya belki Afrika, sözü sayılır bir diyarın başı. Dehası işin felsefesinden başlayarak toplumun her katmanına yayılıyor, askeri-sosyal-dinsel uygulamaya işliyor. Ve ben. Vezir, rahibe, cariye. Gündüzü ile gecesinde hep yanı başında. Nereden tanıştığımızı ben soruyorum. O biliyor.

Bakışlarımızın gücü, derinliği, güveni ile ters bedenler içinden yeniden karşılaşmamıza da şaşırır bir hali yok. Bunun da nedeninin bilinciyle gözlerimden içeriyi, iliğimi okuyor. Benimle kalmıyor, hayatı ve ötesini de.


Uzun bakışmada pes eden bir kez daha ben oluyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder