7 Ağustos 2012 Salı

ERTESİ GÜN

Fevkalade fotografik rüyalar gördüm. Sarı çiçek ve tohumlu bir ağacın budaklı gövdesinden dalların ayrıldığı yere zumlamış bir görüntü. Şimdi hikayesini unuttuğum rüyada nakarat gibi tekrar tekrar geldi. Aşırı canlı, ayrıntılı bir imge. Başkaları. Böyle rüyalar görmek için Çin meditasyonu yapmama gerek yok, biliyorum ama yine de bir ilintisi olabileceğini düşündüm. Sabah kalktığımda zihnim ve bedenim berrak, rahattı.

Akşam bir daha gitmeyeyim dedim. Çekimi kalmamıştı.

Günü tatil ilan edip uzun uzun yüzdüm. Zihnim boş, kıyıda uzanıp şunu ve bunu, gözüm neye takılırsa onu seyrettim. Okumadım bile. Yazdım.

Akşamüzeri çıkan rüzgarla akıntıya karşı, kalabalıktan çok uzağa, dalgaların kaba kaba kabardığı açığa yüzdüm. Dalgaların beşiğine sırtüstü uzanmış, yüzüm ışıl ışıl güneş ve dalga serpintileriyle dövülürken fok yavrusu kadar mutluydum.

İnsan böyle bir yerde yaşarken meditasyona ne diye gerek duysun ki? Hayatın kendisi meditasyonken.

Dönüşte iskeleye yine de gitmeye karar verdim. Devamına sığ bir merak belki.

Hafta sonu kalabalığı çekilmemiş. Bugün birkaç kişi daha fazla gelmişti, iskelenin yanındaki açıklıkta toplandık.

Yenilik geçmiş, manasız bir tekrar duygusu onun yerini almıştı.

Biraz daha öğrendiğim hareketleri yapan bedenimi izledim. Evet, hissedilir bir rahatlatıcılığı vardı. Tempoyu düşürüp bedene ritim ve rutini vermek, onunla birlikte beyni, zihni sakinleştirmeye yetmez mi? Sonuçta beden hareketlerinin beyinde karşılıkları olduğu ortada. Peki neden bununla yetinilmez de evrenden enerji toplamak, kirli enerjiyi atıp temizini almak vs zorlama “açıklamalar” getirilir?

“Dünyanın dört bir yanında milyonlarca insan bunu yapıyor.”

Bir şeyin doğruluğunda nicelikten daha zayıf bir gösterge mi var? İnsanların bir şey etrafında çoğalan sayısı, olsa olsa kolektif saçmalama olasılığının yüksekliğine işaret.

Eh, bu da böyle bir fasıldı, dedim. Çok faydasını gördüğünü söylediği bir şeyi böyle canı gönülden ileten hanıma içtenlikle teşekkür ettim.

“Tek kuruş ödemeden öğrenebileceğiniz (bütün bilgi internette), çok yararını göreceğiniz bir yöntemle tanıştınız” dedi. “Bırakmayın.”

Beni buraya getiren, sağımı solumu karıştırdıkça hiç üşenmeden düzelten yeni arkadaşıma da teşekkür ettim.

Gürültülü ve teklifsizdi belki, ama dobra ve içten de olduğunu sezinledim.

Hoşuma gitti.



Kendi görüşünüzü oluşturmak isterseniz linki
www.falundafa.org

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder