24 Mart 2020 Salı

DUR KORONA, ETRAFINI BİR DOLANAYIM


Bir sergi objesi gibi. Anish Kapoor’un mükemmel yansıtıcı yüzeyleri örneğin. Senin mikroskopa gelmez cüssenin devasa büyütülmüşünden elde ettikleri vesikalığın pürüzsüz olmaktan uzak bir yüzey sergiliyor ama bana sorarsan yansıtıcılığı mükemmel. Her karşısına geçene kendisini.

Toplumları, kültürleri, bireyleri.

Güney Kore’nin başarısı konuşuluyor. Bizi yanına koyuyorum. Önce topluluk diyen bir kültürle kendi bacağından asılmak şöyle dursun, bazen hayatta kalmak bazen kendine yol açmak için yerine başka koyunları asmanın doğal sayıldığı bir kültür. Hayatını değil kendi hayatım, keyfim için bile feda edebilirim. Kahyası mısın!

Olağan zamanda düzen iyi kötü bunun üzerine kurulu olduğundan normal, hatta uyum için az bir miktarı gerekli olan bu tavır, insanları külliyen bir gemiye tıkan böyle bir krizde batırıcı.

En azından gözümüze nakşolan tüm o yayılım eğrileri, salgının seyri projeksiyonlarına göre.

Ama sonuçta istatistiklerden, örneklemelerden söz ediyoruz. Benzeri görülmüş olması benzersiz olmasına engel değil. Ne malum hiç hesaba katılmayan parametreler üzerinde başlayan bir dans olmadığı?

Sakuralarını kaygısızca kutlayan Japonlar, sayım dökümde neredeyse yer almayan Bangladeş, uçsuz bucaksız gecekondu yerleşimleriyle Hindistan, bize bir şey olmazlar memleketi Türkiye, üst üste bir halk olan Filistin? Diğerlerinde sağlıklı sayımlar, saydamlık hak getire olabilir ama ya ilki?

Sen dansın bir partneriysen Korona, diğeri içine daldığın insan, insanlar.

Peki ya kayıtsızlık, gevşeklik deyince birlikte yürüdüğümüz İtalya diyeceksin. Bilmiyorum. Bir kimya işi bu. Akıl sır bir yere kadar erer.

*
Dört bir yandan izlenimler


https://www.nybooks.com/daily/2020/03/23/pandemic-journal-march-23-30/?fbclid=IwAR0eSDaF8d-0nKwIQK88eCVYneovAqkWAtFffba8jKBMKuHCv2x6SgSMSAk


(Bitti sanma K, devam edeceğiz.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder