2 Eylül 2018 Pazar

YABAN BİR BAŞKA ALEM

Elimin altında bir an kendini tümüyle salmış, yumuşacık, gırıl gırıl iken birden kulakları dikiliyor, kasları geriliyor, yay gibi fırlıyor dört ayağı üzerine.

Kedi.

Sesiyle birlikte bakışları da alem değiştiriyor, dilini öğrenip şöyle böyle asimile olduğu insanlar dünyasındaki azınlığından ait olduğu boyuta dönüyor.

Dünyalarımız iç içe. Ama onun bizimkine aşina olduğundan çok daha yabancısıyız biz onunkinin.

Ses korkutmaya, caydırmaya hizmet ediyor şimdi. Vahşi, uzun, boz, dizginlenmiş bir gözdağı. Canhıraş tiz bağırışlarla kesintiye uğruyor.

Bakışlar, asıl aniden dönen o bakışlar yaban alemin giriş kapısı. Vahşi, keskin. Yoğun. Hayvani.

Gözleri ile kulakları bambaşka kuralların, muktedirler ve baş eğenlerle hiyerarşisinin, güç oyunlarının, dilin egemenliğindeki kendi aleminde artık. İşitmediklerimi işitiyor, görmediğimi görüyor, anlamadığımı ben nasıl kitap okuyorsam o öyle akıcı bir kavrayışla anlamlandırıyor.

Ölçüp biçtiği, kestirdiği ya bir tehdit ya da kendisini başka hayvanlar için tehdit haline getiren avlanma fırsatı.

Yavrularıyla yaşadığında bazen sevgi de (ya da bunu nasıl tercüme edeceksek o da) işin içinde ama yavruların varlığı, algıları lazer kadar keskinleşebilen hayvan için tehdit-fırsat kollamayı daha da ivedi bir hale getiriyor.


İki dünya arasında mekik dokurken diken üzerinde ve pamuk gibi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder