24 Aralık 2012 Pazartesi

FIRIN ELDİVENİ AĞACI

Kendi haline bırakılmış dalları küçük balkonumdan burnumun dibine uzanan erik ağacında hemen her gün beliren, ruh durumuma göre bazen eğlenip bazen kızdığım nesneler.

Gazete, dergiler. Bir sabah bir havlu, Sonra el bezleri. Derken simli sentetik iplikten örme bir atkı. Bir akşam kızıl toprak rengi bir ev içi paspası..

Hastalığın heyelanına kapılmış zihni kayan kayan kayan komşumun elinden, evinden artarak dökülenler.

Bir gece art arta patlayan çarpıp parçalanma sesleri. Aldırışsızlığım. Kaynağını bildiğimin ertesi gün gördüğüm sonuçları. Ağacın dibinde tuzla buz olmuş iki seramik saksı, dağılmış bitkileri.



Daldaysa bir fırın eldiveni. Artık hiç kullanılmayacak, soğuğa terk edilmiş bir ocağın, çırpınarak soğumakta olan bir ruhun, donmanın eşiğinde işe yaramaz olmuş eldiveni. Eriğin kış dalları ile kalan yaprakları arasında. Kış uykusundan önceki son can kıvılcımlarının.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder