29 Aralık 2023 Cuma

GARİP BİR ÇİFT

Belediye kahvesinde siparişimi beklerken gözüm onlara takıldı. İki masa ileride bir çift. 60’larının erkek sonları, kadın başlarında gibi. Biri masanın başı, diğeri kenarında, birbirlerine dik açıda oturmuş, kağıt kitaplarına gömülmüşler. Gömülmüşler! Birinin yan döndüğü, kış güneşi altında ışıl ışıl denizi gözleri görmemecesine okuduklarındalar. Erkek belirli aralarda beyaz sakalını göğsüne doğru eğerek tik gibi bir hareketle çenesini oynatıyor, onun dışında tek hareket, sayfaları çeviren parmaklarında.

Onların gözü kitaplarında, benimki onlarda, baktıkça baktım.

10 dakika kadar sonra sipariş paketimi alıp önlerinden geçerken birden durdum.

“Konsantrasyonunuzu bozma pahasına.. Kitap okuyan, hayır, bütün dikkatiyle kitap okuyan insan görmek öyle hoş ki!.”

İkisi de şaşkın, erkek masmavi, kadın koyu renk gözlerini kaldırdı.

“Yok canım, o kadar da değil” dedi kadın, neredeyse mahcup.

“Gerçekten nadirattan. Eski bir editör olarak özellikle hoşuma gitti. Onca emek boşuna değilmiş diyor insan” dedim gülerek.

“Biz de belki biraz abartıyoruz ama..” dedi erkek.

“Ah, ben de öyle ama tabletten okuyorum.”

Kadın elini kalın, büyük boy, sayfaları kıvrılıp bükülmemiş tertemiz kitabının kaldığı yerinde sevgiyle gezdirerek “Ben dokunmayı seviyorum” dedi.

İlk irkilmeleri geçmiş, gülümsedik.

İyi günler dileyip yoluma gittim.

Bütün bu süre boyunca yumuşayan, tatlılaşan içime baktığımda kendimi bu kasabada ne kadar benzerlerimden uzak, sürgünde hissettiğim, bu tuhaf çiftin seyrinin eve dönüş gibi geldiği yüzeye çıktı.

27 Aralık 2023 Çarşamba

ÜZÜMÜ YİYOR, BAĞINI DA SORUYORUM

Bir zamandır üzerimde tatlı bir sükunet var. Şöyle bir etrafıma bakındım, ne eksildi ne çoğaldı ya da değişti de bu geldi?

Başka birkaç şeyin arasından sosyal medyadan kopuşum öne çıktı.

Haftalar oluyor, Instagram hesabımı kapadım, Facebook’a uğramaz oldum.

Önceleri uluslararası diyaloglarıyla hoş, besleyici bir platform olan bu sonuncusu, çok uzun zamandır akışıyla sel sularını andırıyordu. Newsfeed’inde izlediğin bir iki arkadaş, derken isteyeceğin düşünülen bir yığın link, haber, site. Şişmiş hayvan leşleri, arabalar, tahta parçaları bulandıkça bulanan sularda girdaplanarak akıp.. gitmiyor, gitse keşke, seni de içlerine alıyor, uyuşturuyor, bulandırıyor. Tuz buz olmuş dikkatinle aklın perme perişan.

Gerekli gereksiz bunca malumatın bombardımanı zaman algısını kuşa çevirip ya şimdi ya hiçbir zaman’a sıkıştırarak insanda bir acillik duygusu uyandırıyor. Hadi, hemen tepki göster, bunu da beyan et!

Yakınlarda sosyal medyanın gerçek bir tartışma ortamının düşmanı olduğuna dair bir şey okudum. Burada önem verilen etraflı düşünme (zaman!), dinleme, karşılık verme değil, peşinde olunan asıl şeyin (beğenilmek ve onun vaadi pompalanan özgüven) hizmetinde tepki göstermek olduğunu söylüyor ki bunu her kullanıcı yaşar zaten. Bir sahtelikler pazarı burası. Sahte heyecan, sahte doyum, sahte (ama etkisi gerçek!) kaygılar. Para eden de köşelilik, sertlik, vuruculuk, çarpıcılık.

Kalburun üstü de bir süre sonra kendini tekrarlamaya başlıyor.

E yeter artık diyene kadar yavan, hiçbir besleyiciliği kalmamış bir evliliği sürdürür gibi sürdürdüm daha bir zaman.

Bir bağımlılığın sonu başka bir kaynak (ya da onun sezgisini) bulduğunda geliyor. Sana o adımı bir attıracak pir attıracak enerji, cesaret.

Geldi ve çıktım.

Getirdiği sükunet birikimliymiş demek ki bu sabah farkına vardım.

Bu beni sırf sosyal medyada değil, genel olarak malumat bombardımanına karşı da aşılar umarım.

Daha çok işitmek (bilmek değil, hayır! Bu akım ile gelen bilgi değil, ajitasyon), sırtıma daha çok sorumluluk yüklemiyor. Beni bir şeyleri sadece kendi irademle değiştirebileceğim yanılsamasıyla boğmuyor.

Sırt çevirmek, imgemi parlatmayı bırakıp eve dönmek gibi. Zaafları, güçlü yanları, aydınlığı ve karanlığıyla kendimden yola çıkmak.

Yolculuğu da zamana sermek.

22 Aralık 2023 Cuma

MORPHEUS’UN YAMAKLARI

Tekerlekli yatağım işlemin yapılacağı odaya itildiğinde mavi üniformasıyla ayakta, devrelerimi kapatacak ilaçları karıyordu. Genç, güleç. Yarı dönük, selamladı.

Başucuma gelip elimi eline aldı. Çekmeyin, dedi. Başımı çevirdim. İğne tiz bir girişle derimin altına süzüldü. Yüzümü buruşturdum. Hemşire tüpleri burnuma soktu. “Plastik kokusu rahatsız edebilir. Oksijen veriyorum.” Öte yanda damara basılan ilacın keskinliğiyle kasıldım bir an. “Yok, rahatsız olmam” dediğimi hatırlıyorum. Sonra da hiçbir şey.

Parantez kapandığında odaya getirilmiş, capcanlıydım. Gidişlerde (nihayet de en sonuncusunda) korkulacak bir şey olmadığını, bütün yapacağının kaydırağın başına oturup ellerini bırakmak olduğunu vaaz ediyor öte tarafa bu yarı sanal kısa turlar. Rüyaları çevreleyen derin, koyu, doyurucu karanlık.

Bitti, dediler, giyinebilirsiniz.

Doktor olsam anestezist olur muydum?

Olabilirdim. Bu işin diplere karışan mitolojik bir yanı var -en azından eğitimini alana kadar.

Tanrısı da Morpheus.

16 Aralık 2023 Cumartesi

İMGELER KİTAPLIĞI

Kendimi tanıdıkça daha belirginleşiyor. (Çünkü biliyoruz artık değil mi, iç içe yaşamak ille de tanımak demek olmuyor. Tersine, ne yapacağını aşağı yukarı öngörebilmek sanılan derinlemesine tanımanın önüne geçebiliyor. Çevremizdekilere yaptığımızı kendimize de yapıp alınlara yapıştırdığımız sıfatlar, tanımlar, kritik anlarda çekilmiş birkaç zihinsel-ruhsal foto/klişeyle yetiniyor, geçiyoruz.)

İmgelerle düşünüyorum. Sırası doğal akışta karışsa da başı sonu ortası olan düşünceler değil zihnimden akan; bunlara çokça katılan imgeler. Bol ilikli kemik suyu gibi (al işte!).

Düşüncenin yapıtaşları bende imgeler.

Bir şeye yaklaşır, anlamaya çalışırken iki ayak üzerinde ilerleyen düşüncenin ayağı beliriveren (çakan) bir imge ile yerden kesiliyor ve bu imge bana bin kelimeye bedel -ve doğrudan!- bir anlayış veriyor. Sayfalar dolusu okusam bu şekilde ulaşamayacağım bir öze anında erişim.

Senin şu benzetmelerin, nerden de bulursun! derler. Aramam ki. Benzetmeyi yapan bir “ben” de yoktur ortada ne de yapılan bir şey. Beni de hoş bir şekilde şaşırtarak bana “gelirler.”

Sabahın körü, başka birinin kendini ifadesine sunduğum yazı dilim aklımdan geçerken hazır köfte harcı ile yavan kıyma imgesi belirdi. Kıyma senden, gerisini bununla hallederiz!

Bunları düşündüm ve gülerek kalktım.