4 Temmuz 2023 Salı

3 KIRLANGIÇ

Deniz tam sana göre. Kaynamıyor, tertemiz.

Sağlığın, afiyetin yerindeyken en iyi yaptığını yapıp tadını sonuna kadar çıkaracağın daha ne çok şey, aslına bakarsan.

Yaz ışığı ile sıcağının elbiselerin birini çıkartıp diğerini giydiren sere serpeliği.

Upuzun ikindiler, akşam üzerleri. Tembelliğin, ağırdan almanın keyfi.

Verandada çay ve içki saatleri.

*

Düdük çocuk ve geniş ailesi sonunda geldi. Oğlan daha da büyümüş, yağlanmış, çığlığının insanı yerinden hoplatan tizliği aynı ama. İlk işitişimde içim gafil avlanıp omuzumun üzerinden geriye baktı, seni arandı.

Tasvirimle tıkanırcasına ne çok gülmüştün.

Bloga bir şeyler yazacak olduğumda kafamdaki üç beş sandalyelik okur sırasında hep en öndesin. O sandalye boşalmıyor, bak. Eskiden varlığınla dolanı şimdi yokluğun dolduruyor.

Ne dikkatli bir okuyucuydun, her yazarın mumla arayacağı türden. Dikkat, tat alma ve kendi kadar fazlalıksız, dosdoğru bir takdir. Yazdıklarımda beni güldürenin seni de güldüreceğini bilir, yorumunu şimdiden dinler gibi hınzır bir zevk alırdım.

*

Kendi dünyanın verandasında ne çok şey paylaştık, paylaştığın insanları da orada bir araya getirdin. İçerisi ise belki sana bile kapalıydı ama dışına adım attığın anda senden daha yakını var mıydı?

Sofran, sohbetin, arkadaşlığında bir araya getirdiklerinde havaya duygusunu verenlerden oldun.

Her kayıp başka türlü yaşanıyor. Seninki kasvetli bir loşluk, boşluk değil. Sesin, gülüşün hep kulaklarımda, hayattayken ne kadar canlı idiyse yine öyle.

Sadece.. şuna da bak ya da bir dinle diye paylaşma dürtüsü uyandıranlarda gafil avlanıyorum işte. Adımını orada olmayan bir basamağa atarcasına bir an afallıyorum.

O vakit elim, kalanlar arasından seçip boynuma taktığımdan beri çıkarmadığım üç kırlangıçlı kolyene gidiyor. Elektrik düğmesine basar gibi.

Uzanıp bak diyorum, şunu bir dinle.

Denizdeysem suya da böyle çağırıyorum seni.

Ne var ne yok, kim gitmiş kim şimdilik burada, hepsini su ve kırlangıçlardan daha güzel kucaklayanı olabilir mi zaten?

1 Temmuz 2023 Cumartesi

ATEŞLİ BİR GECE

Ne çıkacağını bilmeden (ama yekpare bir dürtüyle) işe koyuldum. Duvar süslerinde kullanılanlarla torna artığı kıvırcık metal olanların karşımı gibi kızıl bir şeridi önüme çekip çılgın bir çalkantı halinde iyice kıvrımlandırdım. Düzensiz, vahşi bir hareket! Bunu ilk kağıt üzerinde yerleştirdim. Sonra grafikerlerden tuval gibi zemin geldi; çok uçuk sarıdan bej ve griye degrade bir yüzey. Tuvalin boş kalacak köşesinde kesişmeden uzanan enlice açık gri şeritler basılıydı. Kızıl kıyametimi ters bir L biçiminde bu tuvalin sağ uzun ile alt kısa kenarı arasına yerleştirdim. Sonuç çok memnun etti. Yanımda beliren sanatçıya, tek karar veremediğim dedim, bu sakin kısma biraz siyah serpiştirmeli mi? Adam hiç duraksamadan kalınca bir kavanoza uzanıp içinden karabibere benzeyen bir toz serpti -nouvelle cuisine tabakların sığ sosuna serpilen baharatı hatırladım. Yapılması gereken buymuş! Şimdi her şey tamamdı. Çalışmanın adını Ateş koydum.

Rüyanın kalanı boyunca da bütün kompozisyonu tekrar tekrar aklımdan geçirip unutmamaya çalıştım.

30 Haziran 2023 Cuma

ŞAMATA İLE SÜKUNET ARASINDA

Gece bir arkadaşımdan dönüşte kıyıya indim. Kış trafiğinin tümünden fazla araç yokuş boyu iki yanımdan aktı. Jandarma akın akın gelenleri sahilin dolup taşan otoparklarından belki yer bulabilecekleri taraflara çeviriyordu. Kordon boyuna gelmeden, eski açık hava gazinosundan dönüştürülen mekandan fışkıran gürültüyle sıçradım. Bundan sonrası çorap söküğüydü. Meydana taşan masaları da hınca hınç dolu, her daim müdavimlerin gözdesi; tepesinde sigara-sigar kokularından ağır bir kubbe, koşuşturan personel, münasebetsiz bir baharat misali yemeğin tüm tadını işgal eden yüksek ses (kulak-beden, duyulan o, müzik değil). Diğer lokantalar, biri hariç tenha. Sıradan ölümlüler kokulardan adım başı satılan takılara, girişlere dikilen yabancılaştırıcı fiyat listelerine kafalarıyla nefislerini kırk çeşit uyarana maruz bırakarak yanardöner ışıklar altında gürültüden gürültüye sel olmuş, akıyorlar! Ulaşabildikleri, seyyar satıcılardan süt mısır, saça boncuk dizdirme, belki midye dolma ve ille de dondurma (birkaç gün önce en ünlüsünün topu 25 liraydı).

Kendini akışa kaptırdığında yaz gecesi, bayram coşkusu. Kıyısında durduğunda tımarhane.

Bana ikisi de değil. Semenderin geride bıraktığı deri gibi ilintim kalmamış bir hal.

Kıyıdan kendi dünyama çekildim.

Balmumu kulak tıkaçları, karartma perdesi ve pervane (esintisi, gürültü maskeleyiciliği) ile konforunu sağladığım geceye.

Sabah erkenden bir de denizle cila attım mı hayat, eğlencenin kafa-mide-yürek-cüzdan tüketenine hiç ihtiyaç duymayan bir hafiflik, yalınlık ve doyuruculuğa geliyor.

Gerisi, güzelim yaz. Güneş. Enerjiyi akkor haline getirip insanı kendi dahil her türlü kalıptan çıkararak bütün varoluşa eşitleyen sıcak. Baş simyagerim.

24 Haziran 2023 Cumartesi

SU

Su, bir geçit. Boyutlar, değilse bile gerçeklikler arasında bir kapı!

Ayarı şaşmış havalarla deniz çağırmak bilmedi. Sonunda hafta başı kendimi sırtımdan ittim. Hiç olmazsa görev icabı gir, gövdene iyi gelir.

Aklım bunu biliyordu, hafızam ise ucunun çok berilere geleceğini, şifanın elbette bedenle kalmayacağını.

Halk plajının su sınırlarını kıyıya doğru da çekip epey daraltmışlar. Eskiden yürüyüş yolunun yarısını bulan alan şimdi her lokantanın iskele uzantısıyla parçalara bölünmüş. Çoğalan teknelerse her nasılsa şimdilik daha açıklarda. Su berrak ama yüzeyi teknelerin bulaşık suyuyla yer yer halı silkilmiş gibi. Delik deşik, toz toprak yollar, mevsim, hele şimdi bir de bayram trafiğiyle hiçbir yere kımıldayamayacaksak buna da şükür.

Bedenim Bodrum denizini unutmuş, bileklerimden yukarı serinliği yükselince adımımın yarısında durdum.

Bekleme, at kendini gitsin!

Kısa süren irkilme yerini rahatlayıp açılmaya bıraktı.

Sen bir su-insansın, insandan suya tez elden dönesin.

Kaslarım, ama asıl nefesim aylar sonra evine dönmüş gibiydi. Ev olmasına ev de araya başka yerler, alışkanlıklar girmiş, yuva değil henüz. Sonra koptum gittim.

Doğa vaftiz etmiş gibi çıktım. Bedenim çözülmüş, ruhum korsesinden soyunmuş.

Gerisinin çabuk geleceğini bildim.

Nefesim açılacak, hareketlerim akıcılaşacak, vırvırıyla zihin susacak, varlığım o geçide dalıp aklın can sıkıcı bir aksesuar kaldığı hale süzülecek.

Doğrudan

Dipsiz

Doyurucu