13 Ağustos 2019 Salı

FARELER VE İNSANLAR



Bir Şeyi Farklı Yap’tan (Bill O’Hanlon)

“Bilgelik peşinde dünyanın gitmediği yeri kalmamış bir adama dair bir öykü vardır. İnsanları harekete geçirenin ne olduğunu, dünyanın nasıl döndüğünü öğrenmek istiyormuş. Arayışı onu pek çok yönteme götürmüş. Bir dinden diğerine spiritüel disiplinleri incelemiş. Savaş sanatlarına, spora, yogaya ve diğer bedensel disiplinlere dalmış. Akademik disiplinlerde, matematik, fizik, ekonomi, coğrafya, jeoloji, sosyoloji ve antropolojiyle arayışına devam etmiş. Derken sıra psikolojiye gelmiş.

O vakte dek insanlar ve hayata ilişkin bir parça hikmet kazanmışmış. Ama ortada epeyce de yorum olduğunu sökmüş. Sonraki alana geçmek için psikolojinin özüne varmayı gerçekten istiyormuş.

Böylece kitaplığa gidip kısa ve özlü, spekülasyona, yorumlara en az dayalı bir kitap aramış. Tam kendine göre olduğunu düşündüğü bir kitap bulmuş. Adı Psikolojinin Kanıtladıkları imiş. (Epey de ince bir ciltmiş.) Okudukça psikolojinin kesin olarak kanıtladığı tek şeyin sıçanlara labirentlerde yollarını bulmayı öğretebileceğiniz, sıçanların da labirentlerde giderek daha da hızlı koşturmayı öğrenecekleri olduğunu görmüş.

Bunu bir üniversite öğrencisi olarak yaptığımdan nasıl olduğunu biliyordum. Beyaz bir sıçan alır, labirentin başına koyarsınız. Yerinden çıkarılabilir bölmelerle dört olası çıkış vardır, böylece labirent örüntülerini çeşitleyebilirsiniz.

Deneyi başlatmak üzere tünellerden birinin sonuna bir parça peynir koyarsınız. Diyelim peyniri 4 numaralı tünele koydunuz.

Sıçanı labirente bırakırsınız. İlk tünel boyunca gider, burada ne çıkış ne peynir vardır. Hayvan açtır, ikinci tünele girer. Ne çıkış ne peynir. Üçüncü tünel. Ne çıkış ne peynir. Dördüncü tünelde nihayet çıkış ve peyniri bulur. Sıçanı alır, teşvik için biraz daha aç bırakır, yeniden labirentin başına koyarsınız. Kalıp tekrarlar. İlk tünel, ikinci tünel, üçüncü tünel, peynir yok. Sonunda yine dördüncü tünele varır ve bu karmaşık labirentte yolu ile yiyeceği bulur. Çok geçmeden elinizde artık kurnaz bir sıçan vardır. Labirentin başına bıraktığınızda doğrudan dördüncü tünelin yolunu tutup yiyeceği hemen bulur.

Tutar, dördüncü tüneli kaparsınız. Acımasız bir psikoloji öğrencisi olarak sıçanın eski bir örüntüyü unutup yenisini öğrenmesinin ne kadar zaman aldığını ölçersiniz. İkinci tüneli açıp peyniri oraya koyarsınız. Sıçanı labirentin başına bırakırsınız. Doğrudan dördüncü tünele yönelir. Ne çıkış ne yiyecek. Aynı yolu geri gider, kafası karışmıştır.

Gider gelir, siz de bu geliş gidişlerini sayarsınız. Sonunda iyiden iyiye acıkmış, dördüncü tüneli bırakır. İlk tünele, ardından ikincisine dalar ve peyniri bulur. Peyniri ikinci tünele yerleştirmeye devam ederseniz, fare sektirmeden ikinci tünele yönelmeye başlar.

Adam tüm bunları okur. Psikoloji kitabını rafa geri koyar ve düşünür: ‘İnsanlar ve dünyanın işleyişi konusunda hikmet arayışımda bundan alabileceğim sınırlı bir dersten ibaret. Sıçanlar ile insanlar arasında büyük bir fark var. Şimdiye kadar öğrendiğime bakılırsa acıktıklarında sıçanlar eninde sonunda farklı bir tünele dalıyor. İnsanlar ise peynirin en sonunda orada olacağı düşüncesiyle döne döne aynı tünele giriyor. Peynir bir kez orada olmuş ise hiç kuşku yok yine orada olacaktır.’

Kendi uygulamamda bazılarının kimi zaman dördüncü tünelin sonunda bir sandalye çekip oturup beklediklerine bile tanık oldum. ‘Ben burada kalayım da peynir eminim çok geçmez, burada olur’ diye düşünürler. Akıllarından şöyle şeyler geçer: İçinde yetiştiğim ailedeydi, demek ki burada olmalı. Ya da: Burada, son ilişkimdeydi, kesin burada olacaktır. Veya: Burada olması kulağa mantıklı geliyor, o zaman bekleyeyim.

Sıçanların tüm bildiği aç oldukları ve peyniri henüz bulmadıklarıdır. Öte yandan insanlar on yıllar boyu inançlarıyla karın doyurabilmiştir.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder