11 Ekim 2014 Cumartesi

BAĞLAM

Sırtımı Kanyon’a verip önündeki meydanda bir banka oturdum. Kapalı göğün altında, sürati kesilen lav akıntısına benzer kızgın akşam trafiğini seyre daldım.

Canhıraş bir ambulans, kendine yer açmaya çalışarak daldığı kördüğümde uzunca bir süre önümde takılı kaldı. Otobüsler, minibüsler, araçların arasından zikzaklar çizerek sıyrılan, sıyrılamadığı yerde kaldırımdan geriye ne kalmışsa orada kendi zikzaklarıyla ilerlemeye bakan yaya kalabalığına dalan mobiletler, motosikletler. Kalın uğultu tabakasına tiz çizikler atan kornalar, sirenler.

Fazlasıyla tanıdık bu karmaşaya fazlasıyla tanıdık tepkiyi verebilir ve ya bunalır ya da onu yok bilmeye çalışırdım.

Onun yerine iyice yaklaştım.

Elinde beyaz torbası, yeşil montlu genci görüş alanımdan çıkana kadar takip ettim. Kendime varlığını hatırlattığım tasaları, umutları, sorunları, sevinçleriyle uğultunun yüzsüz bir parçası olmaktan hızlı adımlarla çıktı. Gitti. Aynını kulaklıklarıyla otobüste dikilen, alnını cama dayayıp dalmış gitmiş, elindeki telsize talimatlar yağdırarak koşar adım yürüyen vs birkaç kişiyle daha, onların insanlıklarını, tekilliklerini alabildiğine hissederek yaptım.

Her birinin birer mecrası, çerçevesi, bağlamı olan bu hayatların, kesişip bir araya gelişleri üzerine kesif bir duman gibi yükselen anonim kargaşayı geriye, çıktığı yere doğru izlemek, başın döndüğünde tek bir noktaya odaklanmanın etkisini yarattı.

Sakinleştim.


Kalkıp içeri, Prenses Grace filmine girdim. Artistin sarayda sudan çıkmış balık halli yaşamını ilkten anlam veremediğim yoğun bir ilgiyle seyretmeye koyuldum.

Rahip dostuyla konuşması hah, işte bu dedirtti. Aşağı yukarı şöyle bir dialogdu:

Grace –Kendim olamadığım bir yerde daha ne kadar kalabilirim, bilmiyorum.

Rahip –Kendin dediğin kim ki? Sen kendini bir film artisti olarak tanımladın. Hollywood’u ile o fasıl geride kaldı. Önündeyse hayatının rolü var; buraya uyum sağlamak, kendini, aileni dağılıp gitmekten kurtarmak.

Rahip buna Monako tahtını da ekledi ama benim dikkatim klişeler ile filmin vasat anlatımında değil, parmak bastığındaydı.

Grace bunun üzerine silkelendi. Savruluşu sona erdi. İşlevini yitiren eskisi yerine kendine anlatacağı, anlam ve yön sunan yeni bir hikaye bulacaktı. Aldı, hayatına bu bağlamın merceğinden baktı.

Gerçekte öyle mi oldu, bilmem. Bu bir film. Ama anlattığı bir vakıa.


Bağlam ve onu oturttuğumuz öyküleştirme her şey.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder