10 Kasım 2016 Perşembe

HALKA CEZERYE

Bir süre halka cezeryenin nasıl bir şey olduğunu hayal etmeye çalıştım. Ortası boş olmalıydı, yoksa daire/yuvarlak cezerye derlerdi. Ne büyüklükte acaba? Ne incelikte?

Neden sonra panonun üst satırındaki sözcüğü fark ettim. İmalattan yazıyordu.

Halka bir anda bambaşka bir şeye dönüştü.


Güldüm ve bunun bağlam dar tutulduğunda oluşan nice anlam kaymalarının, anlaşmazlık ve çatışmanın iyi bir eğretilemesi olduğunu düşündüm.

8 Kasım 2016 Salı

GERİLİM ATLASI

Kenny Werner’in (Zahmetsiz Ustalık) bir katkısı, çalarken ne kadar gerildiğimin farkına varmamı ve bu gerilimi izlerken hayli yol almamı sağlaması oldu.

Olmadık kasları ya da gerekenleri ama aşırı çalıştırmak. Sürmeye atları hissederek girişmek yerine arabanın dizginlerine asılır gibi. Çabasız bir hakimiyeti zorlama bir kontrol ile karıştırmak.

Gerilim üzerine öğrendiklerim müzikle paralel, hatta bazen onun da önünde ilerliyor.

Kasıldığımı hissettiğim an ustanın tavsiyesini uygulayıp aleti bırakıyorum. İyice gevşeyene kadar dokunmamaya bakıyorum. Bazen olmuyor. O vakit gerilimi seyrediyorum. Nasıl belirli sesleri çıkarmak belirli kaslara yükleniyorsa, bazı düşünce/hissediş tipleri de hep aynı stres örüntülerini yaratıyor. Böyle böyle gerilimin atlasını çıkarır oldum.

Bir şeyi nasıl yapacağımı bilemediğimde ilk tepkinin kasılmak olduğunu görüyorum. Oysa ne diyordu Kenny Werner, “Müzikte zor diye bir şey yoktur, sadece henüz yeterince aşina olmadığınız vardır.” Demek ki yapılması gereken zorlamak değil, usulca yaklaşıp tanımaya, anlamaya çalışmak.

Beden emin/hakim olamamayı kasılarak telafi etmeye çalışıyor ama bu taş gibi kapanıp suyun dibini boylamakla aynı kapıya çıkıyor. Bu durumda algım daralıyor, anlayışım kıtlaşıyor. Bu kadar severek giriştiğim bir iş olmasa buna sinirlenme, sabırsızlık ve soğuma da eklenirdi. Eklenmiyor ama dünyanın enerjisi çarçur oluyor.

Bir de gerilimin yer değiştirmesi var. Elimde hissedip gevşetmeye çalıştığım gerginlik bakıyorum karın kasları ya da nefese kaymış.

Fark et.

Gevşe.

Çok yavaş yeniden al. Bu, akışı otomatik pilottan çıkarıp an be an tanımaya, görmeye, anlamaya, aşina olmaya koyulmak demek.

Stres tepkisinin bedendeki dışavurumu elbette müzikle sınırlı değil. Algıyı her alanda değiştiriyor, çarpıtıp işlevsizleştiriyor. Onun için herhalde insanın en büyük güç kaynaklarından biri gevşeyebilme becerisi.


Flütle nişan aldığım ikinci kuş da bu oluyor.

5 Kasım 2016 Cumartesi

HAREKET ALANI

Karanlığın kırk tonundan geçerken fiziksel terörden kalan alan psikolojik terörle doluyor. Acısı fiziksel bir yaranın, darbın acısından çok farklı değil. Öfke ile bezginlik, yılgınlık iç içe. İnsan sık sık kendine doğru dürüst solumayı hatırlatırken buluyor kendini. Solukla birlikte daralan, sertleşen, katılaşan bir iç dünya.

Tam da bu zaman hatırlanacak bir diğer şey, dışsal kontrol geride yanılsamasını bile bırakmadan kaybolduğunda içsel kontrol kazanımının önemi. Havası boşaltılmış teneke kutu gibi içe çökmeyeceksek kutuyu kontrolün elimizde olduğu şeyle doldurmak gerek: Tepkilerimizi biçimlendirme yetisiyle.

Önüne bak diyorum. Dolaysız gerçekliğine odaklan. Kedinin mamasını, suyunu, sevgisini ihmal etme, babanla iyi vakitler geçir, arkadaşlarını yokla, insanlara dokun. Dağ tepe vur yürü. Mezür mezür çaldığın parçalara ver kendini, elinde ne varsa ona. Odağını genel, sınırları muallak fikirler, varsayım varsayım örülmüş felaket senaryolarından, devasa, yutucu bir soyutluktan somut olana çekip durul bir. İçinin avaz avazını dindir.

Yumuşa ve açıl.

Hemen gidip ülkeyi, bölgeyi, dünyayı kurtarman gerekiyormuş gibi boşanmak üzere bir zemberek misali daracık gerilmişlikten çık.

Cevap, çözüm, açıklama. Bunlardan uzun bir süre yoksun yaşayacak olmaya göre ayarla nefesini.


Sonuçta yegane hareket alanın burası. Dolaysız gerçekliğinle şu anın.

1 Kasım 2016 Salı

ÖFKE

Delice. Fırdolayı. Astarı paslı dikenli telden dar bir ceket gibi beni içine almış bir öfke.

Ne haklılık iddialarıyla körüklüyorum (garezde, düşmanlıkta sabitlemek olur),
ne yatıştırmaya çalışıyor.

Es öfke, bari sen es.
.