11 Kasım 2015 Çarşamba

BELLİ Mİ OLUR

Bazen ben bile diyorum kendime:

Buranın çekmediğim santimetrekaresi mi kaldı ki! Kamera dursun.

Öteki yanım karşı çıkıyor:

Sen yine de as boynuna. Gözünün neye uyanacağı hiç belli olmaz.

Öyle ya. Konu yer/obje değil, bakış.

Aynı da kalır, sonu da olmaz. Yeniden, yeniden keşif hep kapının arkasında.

Kuru dikenlerin yanından geçiyordum. Sabah güneşini yandan, uzun bir mızrak gibi alışları dikkatimi çekti.



Yaklaşıp ışıkla ilişkilerine odaklandığımda gümbür gümbür seslerini gördüm. Müziklerini.




Kamera olmasa da olurdu tabii. Ama olduğunda görmek, göstermek demek.

9 Kasım 2015 Pazartesi

SEZON SONU

Rüzgar kuzeyden, buralıların deyimiyle acılı esiyor. Isıtamayan güneş, ışıltısıyla canlandırıcı. Poyrazın yükselip alçalışları, uzak bir inşaatın kürenen kum sesleriyle kuşlarınkini bir örtüp bir açıyor. Sadece rüzgarla denizi dinle, ışığın işlerini, saatten saate renkleri seyret, canın hiç sıkılmaz, ne eğlencelik ararsın ne avuntu. Ekleyeceksem ben buna fazladan kamerayı ekliyorum, flütü, defter-kalem ve bir kitabı. Gün sona erdiğinde şölenden kalkmış gibi doygun oluyorum.

Sıcağı severim ve varsa sessizliği. Bu ikisi aynı zamana denk gelmediğinden buranın hoşlaşarak yaşadığım sezonu üç mevsime yayılıyor. Dinginlik arası kavurucu sıcak!

Bir ayını dünyanın bir ucunda geçirdiğim yedi ay daha doluyor. Terörle, sarsıntılar, gerçek-hayal edilen-korkulan karanlıklarla, karmaşayla dalgalar halinde parçalanan, tuz buz olan bir huzur aralığı. Yaşamın avaz avaz manşetlerin ötesindeki duru, yalın hali. Boğulma, dur, buraya çekil ve çerçeveni genişlet; toparlan, bütünlen ve her şeye yeniden bak diyor. Noktaları çok farklı birleştirecek, başka “gerçeklikler” göreceksin o vakit. Aslolan öne çıkacak.


Hayat!

*

Biraz fotograf?

ÇAKIŞIK

Bebekte yaşlıyı, yaşlıda bebeği,

hastalıkta sağlığı, sağlıkta hastalığı,

güzelde çirkini, çirkinde güzeli,

karanlıkta aydınlığı, aydınlıkta karanlığı,

mutlulukta acıyı, acıda mutluluğu,

doluda boşu, boşta doluyu,

açlıkta tokluğu, toklukta açlığı,

birliktelikte yalnızlığı, yalnızlıkta birlikteliği,

sessizlikte gürültüyü, gürültüde sessizliği,

kötüde iyiyi, iyide kötüyü..

bil, gör, hatırla

ki anı olanca tamlığıyla yaşayabilesin.


Mücadele, uzlaşma, uyum.. nasıl yaşayacaksan adımlarını oradan oraya savrulmadan, bölünmeden atabilesin.

8 Kasım 2015 Pazar

BAKIŞ

Gaz lambasından Bilgi Çağına 94 yıllık bir yelpaze babamın ömrü. Kurtuluş Savaşı, işgal, dağlara kaçış, Cumhuriyet, kıtlık yılları, İkinci Dünya Savaşı, Soğuk Savaş, Demokrat Parti, 27 Mayıs, daha darbeler.. Köyün, ülkenin, bölgenin, dünyanın renkten renge girdiği, yeni bileşimlere, tanımlara, ittifaklara girip çıktığı, umutla umutsuzluk, çatışmalar-barışlar arasında salındığı, insan için uzun, fillerle kargalar için kısaca, dağ-taş ve bakteriler için göz açıp kapamalık, evren için lafı olmaz bir zaman.

Gelişmeleri izleyişini izliyorum. Ne infiale kapılıyor, ne öfke, nefret ve umutsuzluğa. Üzüntüsü abartısız, dövünmesiz.



İlgisini hiç kaybetmeden tepkilerin, duyguların oyuncağı olmamak, iyi sindirilmiş bir geçmişin armağanı olmalı.


Her şey gelir, değişir ve geçer.