19 Temmuz 2012 Perşembe

KEITH JARRETT VE HALİÇ

Üç saat öncesinden oradaydım. Bomboş otoparkta inip arabaların yerine park etmiş martılar arasından yürüdüm (ışığı olduğu gibi yansıtan beyaz beton üzerine beyaz kuşlar). Bir esinti aralığında sıcak alabildiğine çöktü. Ama hemen ardından poyraz kaldığı yerden devam etti.

Kordonla birlikte uzanan parktan, rüzgardan feleği şaşmış fıskiyelerin arasından (poyraz yanım sırılsıklam, içim kahkahalar atarak) geçip Haliç kıyısına indim.

Bir bank seçip oturdum. Ayaklarımı korkuluğa, kendimi zamana uzattım. Çantamda kırk kitaplı Kandil’im vardı. Ama yok, sözün hiçbir türlüsünü istemediğimi duyumsayıp bıraktım.

Yüzümü rüzgara verip ışığı burmasını, renkleri koyultmasını seyre daldım. Çamuru ışığa batıp lacivertleşen suya. Pul pul dalgalanışına.

Seyrek trafiğin sesleri, biraz uzaktaki çocuk parkından arada sırada gelen oyun çığlıkları. Rüzgara, akıntıya karşı pata patası yükselen tek tük takalar.

Su yeniden. Bulutlar. Gölgeler uzadıkça şerbetlenen renkler. Altın Boynuz’un altın saati.

Boş bir dünyanın tek gezgini olmanın o dipsiz tadı.

*

Dolmaya başlamış otoparktan geçip konser salonuna girdim. İklimlendirilmiş havayla birlikte kalabalığın uğultusu çarptı. İnsanların, konuşmalarının, gülüşlerin arasında dolandım.

Yerime erken çekildim.

*

Sahneye çıktılar. Alanıma buyur ettim.

Keith Jarrett’ın arkası dinleyiciye dönük oturmasına hiç alınmadım. Ben de öyle yapmadım mı? Anladım. “Bir merhaba bile” dememesini de. Merhaba’nın hasını müzikleriyle demek üzere başladılar.

Gözümün önüne Haliç’in rengarenk evleri gelirken bu ilk doğaçlamanın Jarrett imbiğinden geçme Haliç, İstanbul olduğunu fark edip çalkalandım. Cazın sağında, alaturkanın solunda. Kıvrak ama puslu. Zengin, kıvamlı. Sevinçten evvel ağırbaşlı. Gary Peacock’un bası aksak ritmi vurgular, Jack Dejohnette’in davulu kabaran bir dalga gibi melodiyi örterken evet evet, dedim, hem de ne biçim anlaşılmış, kavranmış İstanbul bu!

Benim için çıkınımda getirdiğimle birleşen büyü burada kaldı. Sonrası elbette virtuoso bir caz şöleniydi. Ama hep birlikte yeniden insanlar alemindeydik.

*

Eş dosttan da konsere giden vardı. Ama bir başıma olmak istedim. Sosyal sosa bulanmış yaşamamak. Çevresini önce zamandan, sonra da zihinden, düşüncelerden yana boşaltıp alanı müziğe açmak.

Telefonum kapalıydı. Başkaca iletişim hatlarım da.

Karşılaştıklarım bir kez daha tuhaf! bulmuş olmalı.

Ama bunda yeni ne var ki?

https://picasaweb.google.com/118198168542066911108/HalicVeKeithJarrett#

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder