5 Mayıs 2010 Çarşamba
CHET BAKER

Hayatla, zamanla ilişkimi nefesli bir sazın sesine çevirseydim nasıl bir şey çıkardı ortaya?
Tempom soluk alıp verişimle uyum içinde olur muydu?
Yoksa nefesimle cümlelerim (yapıp ettiklerim, hissedişim) ayrı düşer, kesik kopuk mu olurdu?
Şurada yığılmış, üst üste gelenler birbirini bulandırır, karartırken hemen berilerinde anlamsız, rahatsız boşluklar mı oluşurdu?
Tek bir soluğun içinde nefesin sınırlarını hiç zorlamadan oyunsu, ışıklı, çabasızsa akıp gider miydi yoksa hareketim?
Trompeti bana, ruhuma yaklaştıran Chet Baker, cümleleri nefese (yaşam temposuna) döşemenin öyle bir ilhamını veriyor ki.
3 Mayıs 2010 Pazartesi
ARI
Dağ evinde yalnız kalacağım arkadaşım sıkı sıkı tembihledi: Kapıları kilitle, dışarının ışıklarını da yak!
Güldüm. Issızlığın ortası kadar güvenli yer mi var? Yolumun üzerindeki kapıların anahtarlarını şöyle bir çevirdim. Işıkları kapayıp yattım.
Tatlı uykumdan elimdeki ani, keskin acıyla uyandım. Can havliyle fırlayıp ışığı açtım. Yorganı kaldırdığımda yatakta debelenen arıyı gördüm. Elime geçen ilk nesneyle saldırıp dört ayaklı ufak boy bir memeli hayvanı sakatlamaya yetecek şiddetle vurdum.
Kalp atışım normale dönerken silahıma takıldı gözüm: Walden. Thoreau’nun yaban hayatına övgüsü!
İnsanın iki yüzünü karşı karşıya getirmede reflekslerden etkilisi var mı?
Güldüm. Issızlığın ortası kadar güvenli yer mi var? Yolumun üzerindeki kapıların anahtarlarını şöyle bir çevirdim. Işıkları kapayıp yattım.
Tatlı uykumdan elimdeki ani, keskin acıyla uyandım. Can havliyle fırlayıp ışığı açtım. Yorganı kaldırdığımda yatakta debelenen arıyı gördüm. Elime geçen ilk nesneyle saldırıp dört ayaklı ufak boy bir memeli hayvanı sakatlamaya yetecek şiddetle vurdum.
Kalp atışım normale dönerken silahıma takıldı gözüm: Walden. Thoreau’nun yaban hayatına övgüsü!
İnsanın iki yüzünü karşı karşıya getirmede reflekslerden etkilisi var mı?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)